hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mart 2008 Cuma

GİRDAP "3"

Sessizlik;
Çok şey anlatır bazen,
Yüreğimizde olanları,
Haykırışları, çığlıkları.
Bazen bir bakış anlatır
Yakar, kavurur.
Acının mekan tuttuğu yüreklerde..

Karışıktır bazen hissedilen,
Anlayamadan dinleriz içimizdekileri.
Sessizliği dinleriz,
Gürültüsü dolar bedenimize.
Duymayalım diye tıkarız kulaklarımızı,
Engel tanımaz gürültülere..
Yırtınır yüreklerimiz,
Feryadı işitilmeyen sessizlikte..


Dönermi sanırız dünyayı?
Her yeni gün farklımı sanırız?
Döner,belkide evet..
Bilmeden hep başa sardığını..
Bitsin, değişsin isteriz,
Herşey üstümüze gelir.
İstemediğimiz halde..
Değişmeyen bir hüzün ve acı kalır yüreklerde...

27 Mart 2008 Perşembe

Zamansız Hasat '' 5 ''

Siyah,
Sakın bırakma beni beyazlara.
Sonra kanarım sahte oyunlarına.
Renkleri gözümü boyar kapılırım yalanlarına.
Siyah,
Ben aidim senin karanlık kuyularına.

Hüzünlerle sarılı bedenim.
Kendimi bildim bileli ben senle beraberim.
Beyaz temiz, sarı aydınlık, pembe neşe, yeşil hayat.
Yakışmaz onlar bana yaslardır hep hak…

Hangi yola saptıysam çıkışta hep sendin.
Diğerlerine kapılsam da hep beni bekledin.
Yine sana döndüm işte siyah!
Demek ki gülmeyi hiç hak etmedim…

Dalından düşmüş bir yaprak gibi,
Savruluyorum gecenin karanlığında.
Çok yoruldum koşmaktan, gücüm kalmadı dayanmaya…
Acımı hissetmiyorum siyah, öldüm ben galiba…

Siyahtır asalet,
Siyahtır hüzün.
Nereye baksam sen.
Ne zaman sana baksam siyah.

Rüyalarım siyah, geleceğim siyah.
Siyaha bürünmüş bedenim,
Kanmaz artık beyazlara.
Sonsuza kadar seninleyim,
Hüzünlerde kalmalıyım, sende siyah…

26 Mart 2008 Çarşamba

Zamansız Hasat '' 4 ''

Bak sende görüyor musun karşıdaki kelebekleri,
Çiçeklerin üstüne konan o mucize eserleri.
Dur kuzuların seslerini duymak istiyorum.
Boylu boyuna uzanmak çimenlere...
Koşmak delicesine hiçliğin ortasına,
Kabullenmek gerçeği ne kadar acı olsa da...

Sus ürkütme küçük serçeleri!
Nasılda cıvıl cıvıl ötüşüp,
Müjdeliyorlar baharın geldiğini...
Her dalı cennet kokuyor ıhlamurun,
Çiçeklerle selamlaşan vızıltısı arıların...
Doğanın baştan sona bu aydınlanışının,
Ruhumda olacağını düşünmek hayal bundan sonra...

Kıskanmak doğayı baharı kıskanmak,
Onun gibi solup ta yeniden açamamak..
Bir kere kanadımı yarayı kapayamamak...
Biten bir baharın ardına bakıp,
Bir dahaki baharda buluşamamak...

Yıkmak isterdim duvarları,
Kaybedeceğimi bile bile yıkmak..
Koşmak isterdim arkasından,
Yetişemeyeceğimi bile bile koşmak...
Gülümsemek isterdim hayata,
Bekleyen hüznünü kabullenmiş olarak...


Düşmek isterdim yerlere,
Daha güçlü kalkacağımı düşünerek.
Haykırmak isterdim derdimi,
Birinin duyacağını umut ederek.
Ağlamak isterdim doyasıya,
Sonsuza kadar güleceğimi bilerek...

Ortak olmak isterdim bahara,
Onun gibi yeniden doğmak bir daha...
Uçmak isterdim kelebekler gibi
Az da olsa ömrü, mutlu olmak bu yaşamda...
Güneşi hissetmek isterdim ıhlamur gibi
Cennet kokusunu taşımak her dalında...

Hayat cennettir mutluyken,
Cehennemin dipsiz kuyusu kötü anında.
Aslında güzeli düşünmek gerekir,
Karşılaşmış olsan da acıyla.
Hüzünde güzeldir bazen,
Yaşamasını bildiğin anda.
Kendim olmak isterim yeniden,
Her ne kadar yalancı bahara aldanmış olsam da...

25 Mart 2008 Salı

Zamansız Hasat '' 3 ''

Fark edilmek istemiş yaprak ömrünce
Rüzgâr çarpan bedeninde hissetmek sevgiyi...
Fark etmiş belki...
Güneşe olan borcunu,
Suya olan tutkusunu,
Toprağa olan duygusunu,
Ama fark edilmek istemiş hep...
Belki bir gün fark ederler diye hayal etmiş,
Ümidi hiç bitmemiş tükenmemiş...
Her doğan gün onun için yeni bir heyecanmış...
Günler geçmiş aylar geçmiş
Hep beklemiş...
Sonra bir gün insanlar gelip,
Koparmışlar yaprağı...
İşlemişler güzelleştirmişler
Süslemişler bayağı...
Çok güzel olmuş yaprak,
Evin en güzel yerine koymuşlar onu...
Artık herkes onu fark eder olmuş,
Gelen giden onun güzelliğinden bahsediyormuş.
Yaprağın dikkatini çekmiyormuş fark edilmek...
Rüyası gerçekleşmiş olsa da uyanmak istiyormuş artık
Ait olduğu yere dönüp beklemek istiyormuş.
Bekleyip ümit etmek,
Onu gerçekten kendi olduğu için
Fark eden biri olacağını düşünmek...

Hep böyle olmaz mı zaten,
Önce hayal ederiz...
Sonra başlarız peşinden koşmaya.
Hayal bize o kadar uzak gelir ki
Yetiştiğimizin farkına bile varamayız.
Yada vardığımız yer
Olmak istediğimiz yer değildir.
Ben bunu istemedim dersin,
Beklediğim, hak ettiğim bu değildi...

Acaba ne yapmalı?
Vazgeçmeli mi hayal kurmaktan?
Yada imkansızı mı istemek gerekir...
Sürekli kovalamak için hayatı...
Yada kabullenmek mi lazım?
İyisiyle kötüsüyle...
Tadına varılmalı mı anın?
Yoksa geride kalıp hüzünlere mi sarılmalı?
Acılarla örtmeli miyiz bedenimizi?
Kilit vurup paslanmaya mı bırakmalıyız kalbimizi?

Eğer vazgeçersek her şeyden,
Geriye dönüp baktığımızda,
O keşkeler rahat bırakacak mı bizi?
Geçmişe gitme isteği,
Yakıp kavurmayacak mı bedenimizi?
Her doğan günün, yaşadığımız her anın,
Bize verilen bir hediye olduğunu,
Hatırlayıp da şükreden var mıdır acaba?
Evet, yaşıyorum, hissediyorum, seviyorum.
Birçoğundan daha şanslıyım biliyorum...
Bugün varsam eğer,
Benim için yeni bir umut demektir...
Fark edilmesem de fark etmeliyim,
Fark edilmek için fark etmemeliyim...
Ki ben fark edebiliyorsam eğer;
Yaşıyorum demektir...
Fark edilmeyi bekleyen o kadar çok şey var ki...
En iyisi kafamızı kaldırıp silkinmeliyiz bi !!!
Mutluluk bir başkasında değil,
Olmasını istediğimiz yerdedir.
Yeter ki fark etmesini bilelim...