Nefertiti-Ramses etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nefertiti-Ramses etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Nisan 2008 Çarşamba

Zamansız Hasat '' 6 ''

Bazen bir çiçek kadar masum olabiliyorum.
Bazen istemesem de seni üzebiliyorum.
Bazen neşeliyken bir anda ağlayabiliyorum.
Ama sadece seni düşünürken böyle mutlu oluyorum.

Kimileri deli diyor bana bakıp gülüyor,
Kimileri dalga geçip benle alay ediyor.
Üzülmüyorum bitanem sevgin her şeye değer,
Varsın deli desinler sen benim ol yeter...

Belki de anlayamıyorum hep yoruyorum seni,
Belki de ben huysuzum bilemiyorum kıymetini.
Ama unutma sevemez kimse benim gibi,
Ölüm daha hafif gelir kaybetmektense seni...

Sol yanım acıyor, sürdüğüm merhemler fayda etmiyor.
Gökyüzü sensiz karanlık, güneş dünyayı aydınlatmıyor.
Baktığım her yerde sen, insanlar neden maskeni takıyor?
Sensizliği düşünmek beni içmeden sarhoş ederken,
Mutluluğumuzu düşlemek her derdime ilaç gibi geliyor...

Sana olan sevgimle Çin Seddi’ ni yapabilirdim.
Villalar alıp keyfime bakabilirdim.
Kıyıdaki teknelere binip denizlere açılabilirdim.
Dolar milyarderi olup dünyaya hükmedebilirdim.
Savaşları durdurup barışı sağlayabilirdim
Kötüleri öldürüp iyileri güldürebilirdim...
Anlıyor musun bitanem sevgin sonsuz bende.
İyisi mi sen sonsuza dek kal benle...

27 Mart 2008 Perşembe

Zamansız Hasat '' 5 ''

Siyah,
Sakın bırakma beni beyazlara.
Sonra kanarım sahte oyunlarına.
Renkleri gözümü boyar kapılırım yalanlarına.
Siyah,
Ben aidim senin karanlık kuyularına.

Hüzünlerle sarılı bedenim.
Kendimi bildim bileli ben senle beraberim.
Beyaz temiz, sarı aydınlık, pembe neşe, yeşil hayat.
Yakışmaz onlar bana yaslardır hep hak…

Hangi yola saptıysam çıkışta hep sendin.
Diğerlerine kapılsam da hep beni bekledin.
Yine sana döndüm işte siyah!
Demek ki gülmeyi hiç hak etmedim…

Dalından düşmüş bir yaprak gibi,
Savruluyorum gecenin karanlığında.
Çok yoruldum koşmaktan, gücüm kalmadı dayanmaya…
Acımı hissetmiyorum siyah, öldüm ben galiba…

Siyahtır asalet,
Siyahtır hüzün.
Nereye baksam sen.
Ne zaman sana baksam siyah.

Rüyalarım siyah, geleceğim siyah.
Siyaha bürünmüş bedenim,
Kanmaz artık beyazlara.
Sonsuza kadar seninleyim,
Hüzünlerde kalmalıyım, sende siyah…

26 Mart 2008 Çarşamba

Zamansız Hasat '' 4 ''

Bak sende görüyor musun karşıdaki kelebekleri,
Çiçeklerin üstüne konan o mucize eserleri.
Dur kuzuların seslerini duymak istiyorum.
Boylu boyuna uzanmak çimenlere...
Koşmak delicesine hiçliğin ortasına,
Kabullenmek gerçeği ne kadar acı olsa da...

Sus ürkütme küçük serçeleri!
Nasılda cıvıl cıvıl ötüşüp,
Müjdeliyorlar baharın geldiğini...
Her dalı cennet kokuyor ıhlamurun,
Çiçeklerle selamlaşan vızıltısı arıların...
Doğanın baştan sona bu aydınlanışının,
Ruhumda olacağını düşünmek hayal bundan sonra...

Kıskanmak doğayı baharı kıskanmak,
Onun gibi solup ta yeniden açamamak..
Bir kere kanadımı yarayı kapayamamak...
Biten bir baharın ardına bakıp,
Bir dahaki baharda buluşamamak...

Yıkmak isterdim duvarları,
Kaybedeceğimi bile bile yıkmak..
Koşmak isterdim arkasından,
Yetişemeyeceğimi bile bile koşmak...
Gülümsemek isterdim hayata,
Bekleyen hüznünü kabullenmiş olarak...


Düşmek isterdim yerlere,
Daha güçlü kalkacağımı düşünerek.
Haykırmak isterdim derdimi,
Birinin duyacağını umut ederek.
Ağlamak isterdim doyasıya,
Sonsuza kadar güleceğimi bilerek...

Ortak olmak isterdim bahara,
Onun gibi yeniden doğmak bir daha...
Uçmak isterdim kelebekler gibi
Az da olsa ömrü, mutlu olmak bu yaşamda...
Güneşi hissetmek isterdim ıhlamur gibi
Cennet kokusunu taşımak her dalında...

Hayat cennettir mutluyken,
Cehennemin dipsiz kuyusu kötü anında.
Aslında güzeli düşünmek gerekir,
Karşılaşmış olsan da acıyla.
Hüzünde güzeldir bazen,
Yaşamasını bildiğin anda.
Kendim olmak isterim yeniden,
Her ne kadar yalancı bahara aldanmış olsam da...

25 Mart 2008 Salı

Zamansız Hasat '' 3 ''

Fark edilmek istemiş yaprak ömrünce
Rüzgâr çarpan bedeninde hissetmek sevgiyi...
Fark etmiş belki...
Güneşe olan borcunu,
Suya olan tutkusunu,
Toprağa olan duygusunu,
Ama fark edilmek istemiş hep...
Belki bir gün fark ederler diye hayal etmiş,
Ümidi hiç bitmemiş tükenmemiş...
Her doğan gün onun için yeni bir heyecanmış...
Günler geçmiş aylar geçmiş
Hep beklemiş...
Sonra bir gün insanlar gelip,
Koparmışlar yaprağı...
İşlemişler güzelleştirmişler
Süslemişler bayağı...
Çok güzel olmuş yaprak,
Evin en güzel yerine koymuşlar onu...
Artık herkes onu fark eder olmuş,
Gelen giden onun güzelliğinden bahsediyormuş.
Yaprağın dikkatini çekmiyormuş fark edilmek...
Rüyası gerçekleşmiş olsa da uyanmak istiyormuş artık
Ait olduğu yere dönüp beklemek istiyormuş.
Bekleyip ümit etmek,
Onu gerçekten kendi olduğu için
Fark eden biri olacağını düşünmek...

Hep böyle olmaz mı zaten,
Önce hayal ederiz...
Sonra başlarız peşinden koşmaya.
Hayal bize o kadar uzak gelir ki
Yetiştiğimizin farkına bile varamayız.
Yada vardığımız yer
Olmak istediğimiz yer değildir.
Ben bunu istemedim dersin,
Beklediğim, hak ettiğim bu değildi...

Acaba ne yapmalı?
Vazgeçmeli mi hayal kurmaktan?
Yada imkansızı mı istemek gerekir...
Sürekli kovalamak için hayatı...
Yada kabullenmek mi lazım?
İyisiyle kötüsüyle...
Tadına varılmalı mı anın?
Yoksa geride kalıp hüzünlere mi sarılmalı?
Acılarla örtmeli miyiz bedenimizi?
Kilit vurup paslanmaya mı bırakmalıyız kalbimizi?

Eğer vazgeçersek her şeyden,
Geriye dönüp baktığımızda,
O keşkeler rahat bırakacak mı bizi?
Geçmişe gitme isteği,
Yakıp kavurmayacak mı bedenimizi?
Her doğan günün, yaşadığımız her anın,
Bize verilen bir hediye olduğunu,
Hatırlayıp da şükreden var mıdır acaba?
Evet, yaşıyorum, hissediyorum, seviyorum.
Birçoğundan daha şanslıyım biliyorum...
Bugün varsam eğer,
Benim için yeni bir umut demektir...
Fark edilmesem de fark etmeliyim,
Fark edilmek için fark etmemeliyim...
Ki ben fark edebiliyorsam eğer;
Yaşıyorum demektir...
Fark edilmeyi bekleyen o kadar çok şey var ki...
En iyisi kafamızı kaldırıp silkinmeliyiz bi !!!
Mutluluk bir başkasında değil,
Olmasını istediğimiz yerdedir.
Yeter ki fark etmesini bilelim...

24 Mart 2008 Pazartesi

Zamansız Hasat '' 2 ''

Hey sen içimdeki en değerlim...
Bugün hava ayazdı baya soğuktu burada.
Ama içimdeki sıcaklığın hep aynıydı...
Biliyor musun artık üzülmemeye karar verdim.
Sen uzakta olsan da içimdeki o sen,
Yakınımda hissettiriyor, farkında olmadan mesafelerin...

Hey sen içimdeki en değerlim...
Biliyor musun her gün kendime söz veriyorum.
Bir daha ki güne seni daha fazla seveceğim diye...
Ama sözüm bazen anlamsız geliyor durup düşünüyorum.
İçimdeki sevgi sonsuz, sonsuzun fazlası nasıl olabilir diye?
Hiç durmadan, sürekli haykırmak istiyorum...
Bir bilsen içimdeki en değerlim seni ne kadar çok seviyorum...

Hey sen içimdeki en değerlim...
Senin için şiir yazmak istedim.
Sonra kelimeler yetersiz gelir ,
Sevgim anlamını yitirir diye vazgeçtim.
Şarkı söylemeyi denedim yine olmadı en değerlim...
Hangi şarkı ifade eder içimdeki sevgiyi, bu da yersiz dedim.
Ben hep seni düşünmeyi seçtim.
Çünkü içimdeki sevginin büyüklüğünü
Ancak düşüncelerle kavrayabilirdim.
Bilirsin kelimeler, şekiller, resimler bazen yetersiz gelir.
Ama düşünceler sonsuz bir okyanus gibidir.
Her şey olur da hayatta en değerlim,
Tek olmayacak şey sana ait olan sevgimin bitmesidir...

Hey sen içimdeki en değerlim...
Bugün yine ağladım senin için.
Ardından anıları düşünüp anlamsız gülümsedim.
Ağlamak, gülümsemek ben bunlarla hep iç içeyim.
Komik geliyor mu en değerlim hiç gülüyor musun bana?
Bir insan başkasını sevebilir mi kendinden fazla?
İnanmazdım bende hatta derdim çok saçma.
Ama biliyor musun gerçek olan en değerlim,
Kendinden fazla sevince oluyormuş aslında...

Hey sen içimdeki en değerlim...
Günler nasılda geçiyor farkında olmadan hızlıca.
Aslında biliyorum gelemeyecek belki de o kavuşma.
Zaman senide götürüyor günlerin yanında.
Neyi değiştirir ki en değerlim sen içimde olacaksın daima.
Hiçbir şey evet hiçbir şey alamaz seni yerinden asla...
Çünkü içimdeki en değerlim sen beni mutlu ediyorsun.
Karabulutları yok edip dünyamı daima aydınlatıyorsun.
Ortada neden yokken kıpır kıpır dans eden bir şeyler var sol yanımda.
Sebep ya da sonuç aramıyorum sadece bunu yaşadığıma şükrediyorum...
Çünkü içimdeki en değerlim asla tarif edemeyeceğim kadar SENİ SEVİYORUM…

22 Mart 2008 Cumartesi

Zamansız Hasat '' 1 ''

Kadim dostum hüzün…
Nedendir hep kendiliğimden kayboluşum
Her şeye hükmeden bu benin, kalbine yenilişi nedendir?
Nedendir hüzün istemediğim halde seni, benden gitmeyişin?
Cevaplarını bildiğim halde, bitmeyen sorularım nedendir?

Bugünden itibaren aklım mağlubiyetini kabullenmeye başladı. Çoktandır bu yarışı kalbimle…
Ne tuhaf değil mi aynı ben içinde bu çelişki?

Bazen bir uçurumdan düştüğümü hayal ediyorum. Çünkü kalbimde kopan bu fırtınayı ancak o şekilde tasvir edebiliyorum. Ancak o yükseklikten aşağı düşseydi bu kadar yara alabilirdi kalbim. Ancak o yaralar bu kadar kanatabilirdi beni…

Var olma amacımı düşününce çok anlamsız geliyor kalbime hapsoluşum. Ama yaratanın içimize verdiği sevgiyi düşününce eşitliyor karmaşıklığımı yeniden…

Güçsüzlük mü yoksa gerçek sevgi mi içimdeki bu savaş? Düşmanım sevgim mi esaretim mi? Kendime olan öfkem her ikisi de aslında. İçimdeki bu duyguları yok edemeyecek kadar güçsüz müyüm? Ya da değmeyecek birini sevecek kadar yüzsüz?


Ah aklım!
Kalbimin seni yenmesine neden izin verdin?
Artık yardır bana hüzünler. Artık dosttur bana siyahlar…
Ah kalbim!
Nedendir bu çaresiz çırpınışın?
Farkında olmayacak biri için, nedendir beni terk edişin…


Kalbim hiçbir silahın yıkamayacağı şekilde inşa etmiş kalelerini. Kimsenin almaya gücünün yetemeyeceği bir yerde saklıyor onu. Uğruna benden bile vazgeçmiş! Aşkın mı kalbin mi gözü kör? Yoksa aklımın iplerini çok önceden mi koy vermişim…

Canım yanıyor, kalbim kanıyor… Evet, bu bir teşbih değil. Kanama acısını hissedebiliyorum. Belki de hatam zamanında bununla yüzleşmeyi reddetmek. Belki o zaman kalbim çoktan özgür bırakacaktı onu. Geçte olsa kabullendim, içimdeki savaşın kahramanı kalbim! Uğruna savaşılan ise sadece bir hiç… Ne kadar üzücü bir hiç uğruna çekmek bu acıları, onun hiç umurunda bile değilken…

Çok dile getirdi aklım bunu. Boşunadır bu savaş, haksızlık sana dedi. Sahip olabileceğin onca güzellik varken, geçmişe takılıp kalmak saçma değil mi? Kimin için çektiğin bu üzüntü? Kimin için kalbinin bu kadar direnişi?

Evet, koskoca bir yalan için…
Her şeyden vazgeçebilecek kadar büyük bir sevginin karşılığı, sadece yalan ve sahtelik.
En çok acıtanı da bu ya… Bitmiş olsa bile, sevginin geçmişte gerçekten hissedilerek yaşanması onu devam ettirmeye değer. Ama hiç hissedilmediği halde var olan bu sahtelik kahreden insanı…

Söylenebilecek fazla bir şeyde yok aslında. Çünkü bunları göremeyecek kadar sahte karşımdaki. Bana bunları yapabilecek kadar cani! Hangi insanoğlu mezara koyabilir onu bu kadar seveni? Katil olmak sadece bedenin varlığını sonlandırmak olmamalı. Şuan ben yaşıyor muyum sanki? Kalbim asla umurunda olmayacağım biri için atıyor, onun için yaşıyor. Aynada karşımda duran benin ölüden tek farkı nefes alıp vermesi…
Peki, bunun cezasını kim ödemeli? Neden her şey bu kadar yüzeysel? Duygularımız değil mi insan olmamızın sebebi? Maneviyat değil mi yaratanımıza götüren bizi? Kalp değil mi ona sığınmamızı sağlayan. Peki, başkasına aitken ben şimdi nasıl yaşayacağım?

Tuhaf olan öfkemin ona değil kendime olması. Aslında o öfkeyi bile hak etmeyecek kadar değersiz… Kalbim bunu anlamasa da! Bu yüzden vazgeçti aklım kalbime karşı direnişi boşuna çünkü. Mantık denen şey bazen özelliğini yitiriveriyor. Aşk ne mantık nede gerçek dinliyor…

İçimde bir düşman var ve ben bu savaşı kaybettim…
Ne güneşin doğuşu, ne yeni bir baharın gelişi nede yaşama sevinci… Artık hiçbiri eskisi gibi gözükmüyor gözüme. Bedenim sürekli çatışma içinde. Kimseye seni seviyorum diyemeyeceğim, öyle anlamlı bakamayacağım kimsenin gözlerine… Belki de seni sevdiğim gibi sevenler olacak beni de! Ama ben senin yüzünden farkında olmayacağım hiçbirinin… Asla senden nefret etmeme izin vermeyeceğim. Çünkü hangi duygu olursa olsun benle olmanı istemiyorum…

Biliyorum zafer şuan kalbimde olsa da zaman aklımın kazanmasını sağlayacak. Kalbim bu zafer sarhoşluğunu atlatacak elbet, işte o zaman senden kurtulacak… Ama senden sonra kimseyi senin yerine koyamayacak…


Kalbimden defol git!
Asla kapıyı açmamalıydım sana…
O zaman asla incitemezdin beni…
Şimdi gitsen bile arkanda temizlenmeyecek bir en kaz,
Küle dönmüş bir hayat bıraktın…
Çok geç olsa bile kapılarım artık kilitli…
Kalbimden defol git!