rüya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
rüya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2008 Cuma

.. masallarda buluşsak biz ? .. "29"



ne kadar da uzun zaman oldu sensiz kalalı ..
ayaklarımın hissizleştiğini , parmak uçlarımın kıpırdamadığını fark ettim
bir damla bile gözyaşı gelmiyor artık
çok da hissizleştim .
buz kesiyorum yavaştan ama bir kibrit çaksalar kilometrelerce uzağımda ,
hemen eriyeceğim .
uzun zaman oldu sensiz kalalı ..
sen hayatımdayken tişörtümüzü giyebiliyordum daha
kısa kollu hani
üzerinde kolyemiz güzel dururdu
tek yüzüğü atmadığım zamanlardı , çift halinde duruyorlardı
uzunca sarılmıştık hani
sende de aynı tişört vardı , ben bastırmıştım
bedenlerimizin birleşmesine rağmen çıkarmaya kıyamadığımız ,
sonra kırışır diye çıkardığımız tişörtlerimiz
uzun zaman oldu ya sensiz kalalı ..
ben hiç bu kadar soğuk ama seni özler bir halde olmamıştım
ben hiç bu kadar soğuk ama bir o kadar da sana yakın kalmamıştım

ne kadar uzun zaman oldu bensiz kalalı ..
her şey yerli yerinde duruyor mu ?
her şey hala ben kokuyor mu ?
toprağımı getirdiğim şehrine tohumlar serptim ya hani
beni ek oraya , besle , büyüt diye
dallanayım , budaklanayım , seni sarıp sarmalayayım diye
hiç su vermemişsin ,
solmuşum ..
uzun zaman oldu bensiz kalalı ..
senin de hiç özlediğin oluyor mu tenimi ?
ya omzumu özlüyor musun ?
sırtımdaki çiziklerin çukur olmuş , biliyor musun ?
uzun da zaman oldu biz olmayalı ..
benim de bazı pişmanlıklarım oldu ;
kalp ağrıları , dudak sızlamaları !
pişmanlıklarımın sonucu ..



' yoldaki karelerin çizgilerine basmamak
kaldırım kenarlarına çıkıp hizasında yürümeye çalışmak
güneşi tutup bırakmamak
ayın parlaklığında kararmak
"bak gün de batıyor biz gibi.."
  • Önemli Not : Yukarıdaki fotoğraf "Berkay Metin Geçici" adlı arkadaşımıza aittir .

29 Kasım 2008 Cumartesi

.. masallarda buluşsak biz ? .. "28"

fotoğraf yazınsalları - 1




titrek bulutlar üzerinde sekerek ilerlerken ,
düşmekten korkmuyorsun
ve sen umarsızca bedenini gökyüzünde savururken
ufak bir buruşmuş kağıt geçiyor eline rüzgârın esintisiyle ..
teslim edilmesi gereken zamanda teslim edilmemiş ,
yanlışlıkla geç bir zamanda ruhunu sarsacak bir mektubun yarısı !
okumaya başlıyorsun titrek bir bulutun üzerine sereserpe uzanarak
eline ,
sevdiğine dair olan bir kalıntı geçtiğini anlıyorsun
ve sesin kadar narin bir çığlık atıyorsun içinden .. kimseler duyamıyor
rüyandan uyan ,
aslında sen hep o merdivende oturup ağlıyorsun !
  • Önemli Not : Bu yazı , fotoğraftaki çok sevdiğim arkadaşım "Buse Kral"a ithafen yazılmıştır ..
  • Sesleniş : Bana bu yazıyı yazmamda katkı sağlayan bu fotoğraf için Buse'ye teşekkürlerimi iletiyorum =) umarım beğenirsin .

9 Eylül 2008 Salı

Buruşmuş Sayfalar "2"






Bir Rüya Gürdüm Sanki






Odamın en soğuk ve en kuytu köşesinde yaktım sigaramı.
Dumanıyla beraber daldım rüyalara. Esen havanın doğrultusunda saldım kendimi.
Bir hayalle yaşamak nasılmış anlamazdım. Neşe ve keder dengesini bozmanın ne demek olduğunu…
İnsanların hep sıcak olduğu renkli bulutlu diyarlara uçtum o an. Ve haykırdım ben özgürüm diye.
Pembe kanatlı melekler sardı dört yanımı. Ağladım… Tutamadım gözyaşlarımı.


Mutluluğun diyarında son dakikamdı o an. Soğuk bir elin dokunuşuyla hayata döndüm.
Uyandırdı bir sinek beni rüyamdan. Yoksunlaştırdı beni neşe dolu hayalimden. Lanet ettim bende hayata.
Sigaram kederinden kendi kendini içiyordu o sırada. “Arkadaş daldın gene” der gibi bakıyordu bana.
Unutmuş olduğum dostumu üzmemek için çektim ciğerlerime. Ve daldık akşamın en heyecanlı yerine.

Kör oldu gözlerim zifiri karanlığın içinde. Dönemez oldum rüyalarıma.
Hiç görmemişim sanki o güzel diyarları. Unutmaya çalıştım. Rüya değildi… Sanki rüyaydı dedim.
Avuttum kendimi. Sarhoş oldum gene bir fahişenin koynunda. Unuttum.
Nankör yaşamımın bir penceresi daha dedim… Yok oldum…


Kagan Gülaçar