bilinmezlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilinmezlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Nisan 2008 Salı

.. masallarda buluşsak biz ? .. "8"

Ölüm yaklaşıyor , azrail kapıyı çalacak birazdan .. birazdan düğünüm var

Kapıyı çarparak çıkmıştım o evden .. hızlıca koştum ve hiç durmadım ! yağmur vurdu yüzüme yüzüme ama ben yılmadım .. ağlıyordum ama yorulmadım ! sadece koşmak istiyordum o an ve içimden gelen buydu , emindim .. yağmur şiddetinden hiç vazgeçmedi ben koştukça ! aşıktım .. evet aşıktım ben !
Bir park buldum önce .. koştukça daha çok yağacaktı yağmur , daha çok ağlayacaktı yüzüme .. ve ben , küfredecektim gökyüzüne ! aşıktım .. sakız falından çıkan yazıların hangisi doğru diye düşünürken çıktı karşıma ve aynı şekilde .. ben ona aşıktım ! sonra parktaki banka oturmayı seçtim koşmaktan vazgeçip .. sustum saatlerce , güldüm pencerelerden bana baka yüzlere ! el salladım birer birer .. sonra banka uzanıp , ağladım ! ben ona aşıktım .. Kalktım ve tekrar koştum .. yine koştum ! gözlerim yağmur damlalarından acımaya başlamıştı ve kapattım .. karanlığa doğru gidiyormuş gibi , kayıtsızca koştum ve şu sözleri söyledim :- "karanlığım , al beni .. yüzümü sil , götür beni .. gölgem ol , öldür sevgimi" .. düştüm sonra .. ağzım kanlandı , burnum sızladı ! bacağım çizilmişti .. gözlerim kapalıydı ve ben aşıktım .. düşmek canımı acıtmıştı ama ben ona aşıktım ! Yine kalktım .. koşmalıydım ! ve buldum işte , karşımdasın .. "hey sen , dur ! dur .. arkana bak ! aşığım .. sana aşığım ! heeey .. duy beni , dur ! gitme , bana bak .. arkanı dönsene ! sana aşığım diyorum .. aşığım" duymadın .. hiç duymadın ! hep bağırdım seni bulduktan sonra ama sen duymadın .. duymak istemedin belki de , belki de sağırdın .. Bir gün duyar mısın diye umut ederek bekliyorum pencerenin altında ! her gün kapına bırakılan ve köpeğinin senden önce alıp bahçenin arkasına gömdüğü çiçekler benim .. onları sana her akşam ben alıyorum ve getiriyorum ! belki yanlış zamanlama ama bu böyle olmak zorunda ! umuyorum bir gün beni duyacağını ve bu sefer sen bağıracaksın aşkını .. inanıyorum ağlayarak ! Kafenin birinde kahve içiyordun .. bir başkası vardı karşında ve ona bakarken hayal dünyalara dalıyordun .. ben uzaktan izliyordum ! beni hiç duymamıştın ama onu ? o daha mı iyi bağırıyordu ? yoksa sen mi ona bağırdın ? ben seni uzaktan izliyordum .. yerdeki taşı alıp , cama fırlatmayı düşünmüştüm ! o zaman bütün ilgiyi üzerime toplardım .. sen de beni görürdün ve o zaman haykırırdım yine "sana aşığım" diye .. ama "ya bakmazsa" diye geçirdim içimden .. çünkü sen karşındaki adama öyle hayranlıkla bakıyordun ki , hiçbir şeyi görmeyecek ve duymayacaktın gibime geldi .. ben seni uzaktan izliyordum ! arkamı döndüm ve uzaklaşıyorum .. senden , hayalinden ve kaybettiklerimden ! yürüdükçe uzaklaştığımı zannediyorum .. ben sana aşığım .. bunu daha önce söylemiş miydim ? sana aşığım !

25 Mart 2008 Salı

GİRDAP "2"

İçinde boğulduğumuz zamanlar.Ruhumuzu kuşatan karanlıkla birlikte..span>

Zaman bizim isteğimiz dışında nasılda hızlı geçiyor. Hiç farkına bile varmadan tüketiyoruz bize sunulan ömrümüzü .Hiç değerini anlayamadan geçirdiğimiz saniyeleri.Bir daha yaşayamayacağımızı bile bile .Oysa elimizden alınsa ne zaman biteceğini bir bilsek,kimbilir, yapmadığımız neleri yaparız.Kimbilir umursamadığımız neleri umursarız .Belkide kızdığımız nelere kızmayız.Aslında bizim için o kadar önemli gördüğümüz birçok şeyin ne kadar önemsiz olduğunu, anlatamadığımız söyleyemediğimiz bir çok şeyi söyleyebilmemiz gerektiğini, sürekli içinde bulunduğumuz için bize normal ve sıkıcı gelen aslında ne kadar harikalar olduğunu .

Belkide tüm bunların nedeni hep bir bekleyiş, ömrümüzün bize göstereceği güzellikleri umut ediş.Aslında beklenenden daha da güzel olduğunun farkına varmadan.

Boşa geçirdiğimiz o kadar zaman, güzelliklerin tadına varamadığımız o koskoca ama bedelli boşluk...

Hep bir erteleyiş.Bekleneni farklı sanırız yaşadığımızdan...
Yaşadıklarımızın farklılığını anlayamadan...

Bazen geleceği umut ediş.Bazen geçmişi özleyiş.Pişmanlıklar vardır geçmişimizden kalan, geleceğimizi kuşatan.Ya da "iyiki yaşadım" lar vardır.Asla yeri doldurulmayan.Bazılarımızın ömür dediği şey, bazılarımızın hayat, bazılarımızın keder. Bazen rahatlık, bazen yorgunluk,yıpranmışlık..

Hep bir boşluk olmasından aslında..
Hep bir bilinmezlik aslında...