12 Eylül 2008 Cuma
Buruşmuş Sayfalar "5"
İstanbul
Seviyorum bu şehri ben.
Hem de senden daha çok.
Senin hep sarı yaprakların varken, o hep yeşil kalıyor.
Renkli burası…
Senin hiç sahip olamadığın renkler hatta…
Sen soluk kalıyorsun.
Sen soluk kalıyorsun İstanbul.
Renklerinin matlığı acı çektiriyor insana.
Havan solunmuyor.
Kokular ve tatlar hissedilmiyor senleyken.
Uzak dur benden. Ağlatma artık beni.
Doldurma boğazını gözyaşlarımla.
Dedim ya burası renkli.
Sende özlediğim tatları tadıyorum burada.
Bekliyorsun hala beni biliyorum.
Ama dönmeyeceğim sana…
Bitti İstanbul. Biz bittik.
Bırak peşimi…
Sen kovaladıkça beni bitmeyecek sana olan sitemim.
Bırak beni yalvarıyorum. İstemiyorum kin dolu bir hayat.
Canımdan başka ne istersen al götür bedel olsun.
Ama canımı isteme benden. Lazım olan tek şey canım bu yeni hayatta…
Kağan Gülaçar
8 Eylül 2008 Pazartesi
Buruşmuş Sayfalar "1"

Havanın sarıyla buluştuğu zamanlardan biriydi. Akşam olmuştu. Yıldızlar daha yeni göz kırpıyordu insanlara.
Ben kimselerin bakmadığı gölgelerden yol alıyordum evime. İstanbul’un gri sularında bir yosun gibi, siniyorum bir köşeye.
Her akşam denk geldiğim yaşlı dostum selamlıyor beni gene. Boyası dökülmüş kırmızı körüklüm benim. Sende yorgunsun biliyorum.
“Ama bak gün bitti” diyorum ona. O ise kanser olmuş ciğerlerine lanet okuyor gene. “Boşver sen gel!” der gibi açıyor kapılarını.
İçeri girdiğimde benim gibi yosunlar görüyorum her yerde. Bu gri sularda yaşayan bir balık bile bulamıyorum.
En arkanın bir önü hiç dolu olmaz körüklümde. Yerimi tutar benim için. Yaşlı dostumun sola arka tekeri üzerinde gene bir maceraya…
Bazen yaslarım başımı onun penceresine. Dalarım bu gri suların en dibine. Hayallerimle yaşarım o an. Balık olarak görürüm kendimi.
Ama ne fayda eder bu hayatta düş kurmak? Ne işe yarar rüyalarımız? Umut etmek yeter mi kazanmaya? Yoksa benim gibi ağlatır mı adamı?
Her bir hatada satar gram gram seni. Sonra yutar seni karanlığında bu hayat. En sonunda sularda yosun yapar seni…
Ben ise olmuşum yosun ağlarım derin sularda. Her dalgada yeni dostlar keşfeder veya kaybederim. Bu dibi kumdan hayatta kör olur gözlerim.
Tat alamam tuzdan başka. Islak gibi gelir sigaram her yakışımda. Ve söner gözlerimin feri mutsuzluğun en koyu tarafında. Solarım gene…
Kagan Gülaçar


