unutmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
unutmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2008 Çarşamba

Buruşmuş Sayfalar "9"

Sessizliğimin Sebebi

Seni her seviyorum dediğimde canım yanıyor.
Neden bu kadar bedeli ağır?
Seni sevmek neden bu kadar zor oluyor?
Her sana gelişimde benden bir şeyler gidiyor…

Soğuk duşun altında uykuya dalmışım…
Hatırlar mısın o güzel günlerimizi?
Sevebilmenin iyi olduğuna inandığımız o günleri.
Aşkın daha taze bir tomurcuk o olduğu o harika günleri.

Kurumuş bir çiçeğe nasıl su tutarsa bahçıvan,
Bende onun yaptığını yaptım sana.
Bükülmesin rüzgârlarda boynun diye sardım seni.
Ama yetmedi…

Yetmedi gücüm bu aşka,
Ya da ben yetiremedim. Ya da biz…
Geçmişe baktığım her anda kahroluyorum.
Ve yeni hayaller kuramıyorum…

Hayatın gerçeklerinde kuramlar kurmuşuz.
İkimizin de kendi gerçekleri ve kendi doğruları var.
Sevmeyi unutmuşsun sen artık. Beni unutmuşsun.
Peki ya ben? Ben unuttum mu seni?

Unut diyor hayat. Unut diyor rüyalarım.
Unut diyor insanlar. Ve sen…
Sende unut diyorsun bana.
O halde, HOŞÇAKAL…

12 Eylül 2008 Cuma

Buruşmuş Sayfalar "5"

Unut Beni
İstanbul


Seviyorum bu şehri ben.
Hem de senden daha çok.
Senin hep sarı yaprakların varken, o hep yeşil kalıyor.
Renkli burası…
Senin hiç sahip olamadığın renkler hatta…
Sen soluk kalıyorsun.

Sen soluk kalıyorsun İstanbul.
Renklerinin matlığı acı çektiriyor insana.
Havan solunmuyor.
Kokular ve tatlar hissedilmiyor senleyken.
Uzak dur benden. Ağlatma artık beni.
Doldurma boğazını gözyaşlarımla.

Dedim ya burası renkli.
Sende özlediğim tatları tadıyorum burada.
Bekliyorsun hala beni biliyorum.
Ama dönmeyeceğim sana…
Bitti İstanbul. Biz bittik.
Bırak peşimi…

Sen kovaladıkça beni bitmeyecek sana olan sitemim.
Bırak beni yalvarıyorum. İstemiyorum kin dolu bir hayat.
Canımdan başka ne istersen al götür bedel olsun.
Ama canımı isteme benden. Lazım olan tek şey canım bu yeni hayatta…

Kağan Gülaçar

10 Nisan 2008 Perşembe

damla damla yağmur kuşağım-2-

İçinde kalbimi unuttum… Öyle hastaydın ki öyle canın yanıyordu ki ellerim titredi sana bakınca. Hele içinde kopan fırtınanın tam ortasında görünce kendimi elim ayağıma dolaştı. Daha ilk hastamdın. İçinde kalbimi unuttum.
Yanlışlar doğruları götürüyor işte. Kaç senedir öğrenemedim. 2+2nin 5 olup olmadığını hesaplarken büyümeyi unutmuşum bir yerde. Oysa ben büyümeden kalbim de büyümezmiş. İşte böyle daha ilk hastamda küçücük kalbim yerinden düşmüş. Yanlışımıymış neymiş. Çok gözyaşı kaybettirmiş. Oysa ben kurtarmak istemiştim o fırtınanın içinden ikimizi de. Ama ellerim öyle küçük kalmış ki yakalayamadım senin o kocaman yüreğini. İşte orda bir yerde düşürmüşüm kalbimi. Orda bir yerde canım çok yandı. Orda bir yerde benim kalbim var unutma ve ben o olmadan yaşayamam.
Şimdi seni kaybedersem kalbimde senle yok olur. Seni kaybedersem kalbimin ömrü kelebeğin ömrü kadar. Daha bir mevsim katlanır bu dünyanın 2+2sini çözmeye. Sonra söner bir daha yanmaz senin içinde yandığı kadar. Sana mecbur sensiz olmaz. Çünkü düşürmüşüm içinde bir yerde. Unutmuşum kalmış. Geri almaya gücüm yok.
Şimdi ben hastayım ellerinde. Dokunmazsan ölür gibiyim. Şimdi kalbim senin içinde orda bir yerde büyümekte. Belki ilerde kaynar bedenine. Bende kaynarım senin bedeninde. Belki büyür ellerim ellerinde. Belki gücün kalmayınca benim gücüm yeter içindeki fırtınaya. Sessizliğin olurum susarsan. Ama beni burada tüm vücudum sancılar içindeyken bırakırsan ölürüm. Kalbinin kırıkları kalbimi parçalarsa yok olurum. Ama bırakmazsan beni kırılanları onarırım. O kadar küçüldüm ki gözlerinde en küçük parçalarını bile bulabilirim. Yeter ki seninle kalayım. Sende kalan parçalarım var. İçinde kalbimi unuttum…