18 Aralık 2008 Perşembe

Buruşmuş Sayfalar "19"

Sonsuzluğa Doğru



Soğudu hava. Her zamankinden soğuk. Hissetmez oldu bedenim acıyı. Kalbim hala atıyor ama. Buz kıran bir gemi gibi yüzüyor içimde. Gözyaşlarım kömür olmuş... Kalbimin kazanına atıyorum. Ağlıyorum hep. Ağladıkça tütüyor gemimin bacası. Ağladıkça gidiyorum.


Düşler... Siyah beyaz hepsi. Akan kanımı seçemiyorum. Salıyorum kendimi insanların arasına. Kime dokunursam, onu yaşıyorum düşlerimde. Bazen bir dilenciyi, bazen bir işadamını... Masum olmanın beş para etmediği bu dünyada, bir tek kendim olamıyorum. Cümlelerimi seçmiyorum. İçimden geldiğince konuşuyorum. Ama ben mi yoksa dokunduğum kişi mi konuşuyor bilmiyorum.


Aynalardan şüphe ediyorum. Bize gösterdikleri gerçek mi? Yoksa görünmek istediğimiz kişiler mi? Ama sorun şu. Ben ne istediğimi bilmezken, neden hep aynı yüzü gösteriyorlar?


İstediğim tek şey var aslında. Umut denizinde yüzen bu gemime kaptan olman. Haklısın çok şey istiyorum. Çünkü sende biliyorsun, gemiyi en son kaptan terk eder. Peki sonuna kadar var mısın benimle? Benimle yol alır mısın bir ömür boyu? Nereye mi bir tanem? Sonsuzluk okyanusuna, toz pembe bulutlara... Son limanımızda kumaşların kefen olduğu o ülke olsun. Şimdi gelir misin benimle?


Cevap vermek için yorma dudaklarını. Onun yerine nefes al. Nefes al ki yaşa. Daha çok yaşa. Gözyaşlarım bitmek üzere bir tanem. Kömürüm bitmek üzere... Büyük ihtimalle ilk ben karaya vuracağım. Ben o ülkede pembe panjurlu evimizi hazırlarken, sen yaşa ve anlat beni. Bensiz uğradığın her limana haykır adımı. Anlat onlara seni nasıl sevdiğimi... Kısacası bir tanem, sonsuz kıl beni...


Peki şimdi? Şimdi izin verecek misin bana? Seni seviyorum diyebilir miyim? Sarılabilir miyim sana istediğim gibi?


Kağan Gülaçar

2 yorum:

ilham perisi dedi ki...

ifadeler çarpıcı ve anlatılan sevgi tutkulu..çok hoş..

ArchNight dedi ki...

teşekkür ederim. tabi yazıyı adadığım kişi hala okumadı bunu :/